Ana içeriğe atla

Sasa Sunar: İstiklal Caddesi'ndeki Tereyağcılar

Cremeria ve Temmel

İstiklal Caddesi'ndeki yeni trend "tereyağcılar". Fındık yağının giderek popülarite kazanmasıyla biraz gözden düşse de tereyağı birçok kişi için hala bir vazgeçilmez. Bunun farkında olan bazı yatırımcılar İstanbul'un en işlek caddesinde ardı ardına, bu muhteşem lezzeti onurlandıran, "tereyağı shop"lar açıyor. Envaiçeşit tereyağları (tiramisulu, "cookie"li, azıcık ondan azıcık bundanlı, az vanilyalı, çok vanilyalı, daha çok vanilyalı) bizlere sunan "shop"ların rekabeti göz kamaştırıcı. Her marka aroma çeşitliliği ile bir diğerine üstünlük sağlamak için müthiş bir koşuşturma içinde. Bu tereyağlarının en önemli müşterileri ise "İtalyan modası takibi modasını" yakından takip edenler. Ülkemize müthiş bir lezzet hazinesi kazandıran bu "shop"lara tek tek göz atalım.


Cremeria Milano: Caddedeki modayı başlatan dükkan. İki genç görünümlü, yaşlı ve tedirgin İtalyan kadın tarafından işletiliyor. İsminden de anlaşıldığı gibi bu dondurmalar İtalya'dan. Bu markanın iddiası "ilginç" çeşitleri. Baileys'li, maileys'li, yoğurtlu, moğurtlu falan filan... Dükkanı ilk açıldığı sıralar gördüm ve yeni lezzetlere çok meraklı biri olarak hemen tadım çılgınlığına katıldım. Vitrin oldukça çekiciydi ilk başta. Ama dondurmalardan birkaçını (ilk olarak tabi ki sade dondurmayı tattım ki bu bana diğerleri hakkında oldukça kuvvetli bir fikir verecekti) tattıktan sonra o hacimli, "köpüğümsü" dondurma yığınları bana kumpircilerde tepeleme duran tereyağları gibi gelmeye başladı. Her tattığım dondurma bir öncekinden daha "ağır"dı ve aromaları oldukça sanaldı. Bu dondurmaları bitirmek de oldukça zordu. Sadece iki top dondurmayı ("iyi de onların porsiyonları çok bol ki" demeyin) arkamdan kovalamasın diye zorla bitirdim.


Charly Temmel: Avusturya menşeli bu marka ilk olarak daha bir zincir değilken Plate Earthy Cuisine Restoran'daki satışlarıyla meşhur olmuş. Dondurmacıların sahibi Charly aynı zamanda memleketlisi Arnold'la (Schwarzenegger) da iş ortağı. Hatta Arnold'ın kurduğu ve Charly'nin sahibi olduğu "Schatzi On Main" Restoran'ın menüsünde "Arnold" isimli bir kup da mevcut. Bu, onun ve dondurmalarının ünlü olmasına oldukça yardımcı olmuş. Temmel zincirinin Türkiye'deki sahibi de tanıdık birisi; çok ünlü olmasa da Beşiktaş J.K futbol takımının Türk kökenli Avusturyalı oyuncusu Ekrem Dağ. Ekrem Avusturya'da Strum Graz'da futbol oynarken kulübün başkanlığını yapan Charly ile iyi ilişkiler kurmuş. Ve zincirin Türkiye temsilciliğini "kapmış".

Arnold ve Charly

Hikayesiyle sempatik olan dondurmacı maalesef tadıyla hiç de çekilir gibi değil. Daha çok "müthiş kıvamlı" İtalyan dondurması ve Amerikan laubaliliği karışımı olan bu dondurma adi tereyağlarının ağırlığıyla yarışır. Bu dondurmayla ilgili aklımda kalanlar dondurmayı bitirmeye çalışırkenki gülme krizim ve midemdeki ağrılardı.


Giolitti: Reklamlarında "dünyanın en iyi dondurması" sloganını kulllanan Giolitti, İtalya'nın en ünlü "Roma dondurmacısı". Roma'da önünde kuyruklar oluşur, turistler birbirini ezer. Obama da bir Giolitti müşterisi. Bu dondurmacı özellikle kıvamıyla (?!&!) gurur duyar. Meyveli dondurmalarına ekstra şeker koymadıklarını söylerler ama maalesef yalan söylerler. İstiklal Caddesi'nin belki de en "tutunamayan dükkanlar" köşesinde açılan bu dünyadaki dördüncü şubeyi de (diğer üçü New York, Seoul, Copenhagen) bir İtalyan işletiyor. Bu köşeyi inşaat halinde görmüş ve o güzelim ama lanetli köşeye (daha önce tutunamayan 4-5 dükkanı ezbere sayabilirim) yeni bir hamburgerci açılacağını düşünmüştüm. Dükkan açılmadan tabelasını gördüğümde ise tereyağı öbekleri zihnimde canlanmaya başladı. Ve yeni bir dondurmacı daha açıldı. Tabi ki ilk fırsatta bütün önyargılarımdan (önyargı değil aslında kendini koruma içgüdüsü) arınıp dondurmayı tattım. Dondurma yine hayal kırıklığıydı ama göreli olarak en iyileriydi. En azından daha hafif ve ferahtı. Bitirmesi de daha kolaydı. Ama beni bu yer konusunda asıl geren ve uzaklaştıran çalışanları ve sahibiydi. Öncelikle şu basit isteğime, "iki top ya da muadili (güzelim top hesabı yerine küçük, orta, büyük falan gibi gereksiz fiyatlandırma mantığı malum) dondurma istiyorum", "ama bizde şöyle de. sonra da böyle de. dört çeşit külah on çeşit dondurma ama o külahtan yok şimdi ama aslında var ama büyük de var. büyüğe şöyle olsa küçüğe böyle olsa ama..ama.." gibi bir karşılık verdiler. Ben de sabırla ve kibarca "tadımlık, küçük külahta, sade ve sizin tavsiye edeceğiniz, iki çeşit dondurma istiyorum" dedim. Bu sırada araya dükkan sahibi sevimsiz ama seksi İtalyan kadın girdi ve ortalık daha da karıştı. Kadınla ingilizce konuşurken, biz anlaşamıyormuşuz gibi çalışanların araya girme çabası ortamı iyice garip hale soktu. Sonunda dondurmayı aldım ve uzaklaştım. Onların bana tavsiye ettikleri ikinci çeşit dondurmayı hatırlamıyorum bile.

Bu üç dondurmacının "lezzetleri" dışında bir ortak özelliği de hepsinin meydan-tünel istikametinde caddenin sağ tarafında yer almaları.

Bir de İstiklal Caddesi'nde yer almayan ama aynı sınıftaki aşırı laubali Amerika-Vermontlu Ben&Jerry's, ismiyle ve fiyatıyla (!) iddialı ama tadı vasat Häagen-Dazs ve söz etmeye bile gerek olmayan Mövenpick (Nestle'nin) "buz kremaları" var.

Mado yakın zamanda İstiklal'deki dükkanını kapadı

Sasa'nın görüşleri:
Bu yazıyı yazmamdaki ana motivasyon, "cremeria milano Yaşar Usta'nın (Bostancı'da) dondurmasından kesinlikle daha güzel, oleyy!!" (oleyi ben ekledim), gibi bir yorum okumamdı. Bu dondurmalar için herkesin bir fikri vardır ama bu, dondurmalar Yaşar Usta'dan (ve hatta Mado'dan bile) daha iyidir gibi bir fikir olursa, çok da iyi olmaz. Akıllıca olmaz, mantıklı olmaz, ağzımızın tadını bozar. Bir kere bu "buz kremaları"yla, bizim alışık olduğumuz dondurmaları karşılaştıramayız bile. Tabi ki belli kalitenin üstündekiler için konuşuyorum, bizim (hiç bir milliyetçi güdüyle ya da önyargıyla bizim demiyorum, sadece kolaylık olsun diye bizim diyorum) dondurmalarımız salep ve keçi sütü (%100 değil tabi ki) ile yapılır. Bu ikisi kıvam ve koku için çok önemlidir. Bu koku ve kıvamla da bizim dondurmalarımız çok üstün olur. Diğer dondurmalar tabi ki yenmeyecek kadar kötü değiller, en azından içlerinde şeker var, ama onlar daha çok eğlencelik, çerezlik dondurmalar. Asla ağzının tadını bilenlerin dondurması değil. Yiyenlere afiyet olsun.

4yeah yeah yeahs - dull life

Yorumlar

  1. ben de lady gaga- dance in the dark dinliyorum

    YanıtlayınSil
  2. İstiklalin sağındaki en iyi dondurmacı mado kapandıktan sonra komik bir biçimde en hor gördüğümüz dondurmacı bolulu hasan usta oldu. tabi fesli çakma maraş dondurmacılarını bu kategoriye sokmuyorum.

    YanıtlayınSil
  3. AHAHAHAH başlığı görünce şaşırmıştım, şahane bir yazı olmuş. İstiklal'deki Mado'nun kapandığına dikkat etmemiştim, çok üzüldüm. bu kremamsı dondurmalardan ben de hiç hazetmiyorum. Mado'yu, Bebek'deki Mini dondurmayı seviyorum. hayret, Roma'da 3 euroya aldığımız kocaman dondurmalar enfes olurdu, buradaki Roma dondurmaları nedense olmuyor bir türlü.

    YanıtlayınSil
  4. maraş dondurmacılarına oldum bittim uyuz olduğumdan hayatta almam onlardandondurma, sinir oluyorum o oyunlara:))

    YanıtlayınSil
  5. evet ben de fes takan dondurmacılardan en az tereyağcılar kadar haz etmiyorum. sağ tarafa sağlam bir maraş dondurmacısının açılma vakti geldi geçiyor. ya da yaşar ustayı bostancıdan transfer etmek lazım

    YanıtlayınSil
  6. o zaman artık gerçek dondurmanın efendisi, ilahi lezzete sahip Arnavutköy'deki Gırandola'ya teşrif etmenizi bekliyoruz sasa bey :)

    YanıtlayınSil
  7. teşekkürler öncelikle.. gırandola da dondurma yedim ama maalesef yukardakilerden bir farkı yok, orkun balkancı bey :=). zaten ana mesele, o kıvamda dondurmanın benim için problemli oluşu. sanal süt ve vanilya aroması olmayan, sakız kıvamlı dondurma benim için makbulü, gerisine gösterilen aşırı ilgi-alakaya çok anlam veremiyorum.

    YanıtlayınSil
  8. Modadaki Ali Ustayı nasıl buluyorsun Sasa?

    YanıtlayınSil
  9. filler diyarından sevgili ülke arkadaşım, ali usta yı da fena bulmuyorum:=) ama istanbul da en iyisi yaşar usta. tabi balkes ten, ayvalık tan, ören/iskele den(okan bilir, süt kokulu sade dondurma), izmir den, maraş tan, malatya dan(okan ın referansıyla) bahsetmiyorum bile.

    YanıtlayınSil
  10. bu dondurma konusunda istiklaldakileri bilmiyorum yedim ama hangisi iyi onu bilmiyorum daha doğrusu..

    ancak kadıköy güllüoğlu'nun fıstıklı dondurmasını denemeden ölmeyin derim..

    YanıtlayınSil
  11. @Sasa : ayvalık, akçay taraflarının dondurması neden o kadar güzel acaba, suyundan mı sütünden mi kimbilir? fiyatı da çok ucuz, yazın gittiğimde kepçeyle yiyorum valla:))

    YanıtlayınSil
  12. judy'e: sen söylemişsin zaten. suyundan ve sütünden bence de. mesela balkes in simiti de çok güzeldir ve suyundan dolayı(tabi ki un vs de önemli de)güzel derler. ve özellikle balkes ve yakın çevresi et ve süt kalitesi malum.
    ama eğer iskele/ören tarafına yolunuz düşerse, blk-ayvalık yolundan iskele ye döndüğünüzde yaklaşık 1km sonra cadde üstünde sağda bir dondurmacı var. pek bilinmez ama sade dondurmasını mutlaka tadın. öyle bir süt kokusu yok.
    ukala bir uzman tribine girdim, aman dikkat:=)

    YanıtlayınSil
  13. istilalin sol tarafında ara kafe yaşar ustanın dondurmasını getiriyor. incirli ve kavunluyu tercih ediniz. bostancıdaki yaşar ustanın iki katı fiyatına satsa da yine de tereyağcılardan ucuz fiyata sağlam sondurma yiyebilirsiniz.

    YanıtlayınSil
  14. meyveli dondurmaya özel ilgi duyan biri olarak Bağdat Caddesi'nde Suadiye tarafındaki Hacıbey'in limonlu dondurmasının üzerine henüz birşey tatmamışımdır. tereyağlı veya bizde genelde olduğu gibi sorbe değil, gerçekten ilginç bir limonlu dondurma. diğer çeşitleri de utandırmaz. Yaşar Usta'nın kavunlusu da iyidir. Ali Usta'yı genel olarak overrated buluyorum ama onun da naneli dondurması gerçekten başarılı. son olarak da Çeşme'ye yolu düşen bir kişi Veli Usta'da sakızlı dondurma yemelidir. stop.

    YanıtlayınSil
  15. ağzımın tadını bozmayan limonlu dondurma henüz yemedim (ki limona bayılırım normalde). hacıbey i ilk fırsatta deneyeceğim. ali usta konusunda da seninle aynı fikirdeyim. iyi ama fazla abartılıyor. sakızlı dondurma zaten ege sahillerinin bir klasiği. artur da (türkiye nin ilk yazlık kooperatifi, pelitköy de) ve ayvalık da oldukça iyi sakızlı dondurmalar yedim. eminim veli usta da çok iyidir.

    YanıtlayınSil
  16. http://www.dondurmacci.com/

    bence bir şans verin, ali usta, mado, marpop, hepsi yalanmış bunun yanında :) denk gelirse sütlüsünü deneyin derim, mis gibi...

    YanıtlayınSil
  17. imerhan'a geç gelen cevap: imerhancığım girandolaya bugün itibarıyla bittim ve çok beğendim. yakında yazım geliyor sıkı dur.

    YanıtlayınSil
  18. bu karda kışta dondurmacıya mı gidiyorsunuz? Nisanda geliyorum sen bana bir pastırma kestir iyisinden.

    YanıtlayınSil
  19. çok iyi bir dilci buldun. gelince kestirecen sana

    YanıtlayınSil
  20. Cremeria Milano bence yazıda geçen tüm dondurmalar içinde en lezzetlisi. Sonrasında da Mado'nun fıstıklısını sayabilirim sanırım.
    Şimdi şüpheye düştüm, acaba fazla katkı maddesinden dolayı mı bu kadar lezzetli geliyor bu dondurmalar bana?

    YanıtlayınSil
  21. Kendi beğenmediğini bu kadar aşağılayan bir yazı daha önce okumamıştım, dondurmadan iğrendim..

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…