Ana içeriğe atla

Festivalden

The Raid (Baskın): Sinemada tür ayırmam. Şirket içi gerilim filmlerinden, kostüm filmlerine her türü ilgiyle izlerim. Ama ömür boyu tek bir türü izleyeceksin deseler bilim-kurgunun kılpayı önünde aksiyon filmlerini seçerdim herhalde. Uzak doğudan uzun zamandır iyi bir aksiyon seyretmeyeli çok olmuştu. Çin'in "wuxia" aksiyonları ucuz tarihi kahramanlık sosuna bulanırken, Hong Kong'un çift el tabancalı aksiyonları uzun zamandır yeni birşey söylemiyordu. İşte böyle bir zamanda karşımıza çıktı Endonezya'nın "Baskın" filmi.


Film, silahlı Hong Kong aksiyonlarıyla Çin wuxia filmlerinin bir harmanı adeta. Tabi bir Uzakdoğu geleneği olan grafik şiddet sahneleri de cabası. Baştan sona bir an bile dinmeyen temposu ile Infernal Affairs'ten beri Uzakdoğu'dan gelen en iyi aksiyon filmi. Umarız Hong Kong aksiyon üstadı John Woo wuxia filmleri çekmeyi beceremediğini anlar da, şöyle kaliteli bir aksiyonla en kısa zamanda cevabını verir.

Not: Sinema tarihinin en uzun ve rahatsız edici bir türlü ölmeyen adam sahnesi bu filmde. Hatta sahne bitince salonda büyük bir alkış koptu.

Pink Floyd The Wall: Sinemada klasik izlemek her zaman keyiflidir. Ama bazen çok sevdiğiniz filmin ne kadar da eskidiğini de anlamanıza yol açar. Hele hele izlediğiniz film gereğinden fazla gürültülüyse, dolby çağı öncesi zaptedilemeyen tiz sesler (Bu filmde tiz ses kontejanında Roger Waters'ın çirkin (!) sesi vardı) canınızı fena halde sıkabilir. İşte The Wall teknik olarak aynı can sıkıcılığı barındırıyor.


Alan Parker da tıpkı Ridley Scott gibi 80'lerde coşup 90'larda sıçan İngiliz yönetmenlerden. Çoğu kişi baştacı etse de The Wall filmi Parker'ın 80'lerdeki en bayağı işi. Keşke Waters'ın beylik politik şarkı sözlerini birebir (Evet gerçekten birebir. Waters, "Hey teacher leave them kids alone!" derken gerçekten de öğretmen çocukları rahat bırakıyor) filme dökökeceğine, deneysel bir "Dark Side Of The Moon" filmi çekseymiş. Bir Pink Floyd albümü filme çekilecekse bence son seçim The Wall veya Waters'ın yavan politik söyleminin doruğunu yansıtan Final Cut olmalı. Tabi sadece Alan Parker'ı suçlamamak gerek. Filmin yavanlığında, Roger Waters'ın "İnsanlar aç!" söylemli bayağı senaryosu ve gelecekte "Live Aid" gibi organizasyonlarla kendini gösteren Bob Geldof'un abartılı oyunculuğu da cabası. De Niro kadar yetenekli olmasına rağmen aklımıza "Super Mario Bros" filmiyle kazınan Bob Hoskins ise filmin süprizi. Hoskins dışındaki tek katlanılabilir şey ise zamanın ötesindeki şahane animasyonlar.

Not: Biletix'deki "Sistem size boş olan en iyi koltuğu verecek!" palavralarına inanmayın. The Wall biletini benden bir hafta sonra alan sanat sevici dostum Adilen ortadan filmi izlerken; bileti ilk gün ilk dakikalarda alan ben ise önden ikinci sırada izledim. 10'da 1 bütçeye sahip Mybilette koltuk seçilebiliyorken, Biletix'te sistem palavraları yürütülmesi düpedüz soytarılık.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…