Ana içeriğe atla

Emir Kipleri

Git: Edirnekapı Kuş Pazarı. Uzun zamandır bu pazarın efsanesi kulağıma geliyordu. Tüm kuş manyaklarının dilinden düşürmediği Edirnekapı Kuş Pazarı'na şans eseri pazar günü denk geldim. Daha önce bahsettiğimiz Topkapı ve çevresinin efsanevi karmaşasının son kalıntılarını görmek için bile buraya uğranabilir.



Hele hele Ayvansaray civarının, tıpkı Sulukule gibi "osuruktan" bir kentsel dönüşüm projesiyle yenilenmeye başlandığı düşünülürse bu pazarın ömrü çok olmayacak gibi. Perişan haldeki kuşları gördüğümüz vakit kapatılması pek de hayırsız olmaz dedirtmedi değil. Fakat eninde sonunda başka bir yerde, en kötü yeraltında faaliyetini sürdüreceğini biliyoruz.


Pazarın ilk dikkat çeken özelliği tek bir kadının bile olmayışı. Giriş kısmında güvercinlerin kapladığı uzun bir bölüm bulunuyor. Burada Mardin, paçalı, taklacı gibi binbir güvercin türü meraklılarını bekliyor. Devamında ise sura yakın kuytu bölümde kaçak avlanan kuşlar, bilhassa İstanbul'un kuzeyinde bolca bulunan saka kuşları var. Sakaların fiyatları 5 tl'den başlıyor. Bu kuşu avlamak yasak olduğundan foto çekmemize izin yok.


Daha ileride bulunan açık alanda ise tavuk, ördek gibi hayvanlar hatta kuş pazarı konseptinin dışında koyun, keçi gibi küçükbaşlar bile bulunabiliyor. Bu uzun gezinin ardından yapılabilecek en güzel şey ise, pazarda bolca bulunan seyyar satıcılardan yarım ekmek köfte veya ketçaplı bir pilav alıp (Yanına soğuk bir gazoz iyi gider) pazarın hemen dibinde bulunan surlara çıkıp bir yandan pazara diğer yandan da Haliç manzarasına bakıp keyfinize keyif katmak olur.


Tekfur Sarayı pazarın hemen dibinde
Ye: Fatih Sarmacısı. Edirnekapı surlarından İstanbul'u seyre dalıp yolumuza devam edelim. Mimar Sinan'ın en kibar camilerinden Mihrimah Sultan'ı (Surların üzerinden bu camiyi seyretmek apayrı bir zevk) sırtımıza verip İstanbul'un en gastronomik caddelerinden Fevzipaşa'dan doğruca Fatih Cami'ne doğru yürüyelim.


Basit tatlılara bayılırım. Kemalpaşa, en sevdiğim tatlılar arasında. Bir diğer basit tatlı olan lor tatlısı ile yarışır. Balıkesir'de sıklıkla yediğimiz şambaba ise bir diğer favorim. İstanbul'da ise içimize sinen bir Kemalpaşa tatlıcısı bulamadığız için "varoş tatlı" ihtiyacımızı tulumba ile gideriyorduk. Ta ki Fatih Sarmacısı'na denk gelene kadar. Burası Fatih Cami'ne varmadan önceki ilk sokakta bulunan küçük ve mütevazi bir dükkan.


Yapılışına gelince. Fatih sarması adını, rulo şeklinde sarılmasından alıyor. Pişirilirken hiç yağ kullanılmıyor. Un, yumurta, şeker, kabartma tozu ve vanilya kullanılarak pişiriliyor. Sonrasında hamurun ortasına kayısı marmeladı sürülüyor. Rulo gibi sarılıp şerbetle tatlandırılıyor. Hamurunun tadı şerbetli keki andırsa da üzerine eklenen kayısı marmeladı sayesinde lezzeti başka bir boyut kazanıyor. 



Fatih Sarmacısı benim gibi basit tatlı düşkünleri için bulunmaz bir mekan. Ama ağır tatlı sevenler hele hele baklava fanatikleri için tam bir hayal kırıklığı olabilir. Kusuruna gelince, sanki marmeladı biraz daha bol koysalar daha iyi olurmuş. Hafif tatlı seviyoruz ama o kadar da değil. Sarmanın kilosu 20 tl. Dükkanda bunun dışında baklava, kadayıf ve tulumba da bulunuyor. Ben denemedim.


Ye(me): Basit tatlılar kervanına "şambali" ile devam edelim. İzmir'de yediğim birbirinden güzel şambali tatlılarının aksine İstanbul'da bunu düzgün yapan birini henüz bulamadım. Sokak satıcılarındaki kerhane tatlısı vasatın üstünü aşsa da şambali için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Nohut büyüklüğündeki irmikten yapılması ayrı birt dert, şiresinin azlığı ayrı.



İmerhan'dan Ek: Balkes'teki şambalinden bahsetmeden yapamadım. Özellikle Başar Dersanesi'ne gidenler daha iyi bilir; Sümerbank'ın karşısındaki çeşmenin (Ya da kuşlar için sulak mıydı hatırlayamadım) yanında seyyar bir şambalici vardı (Fazla yerel bir tarif oldu. Balkesli olmayanlar kusura bakmasın). Annem de çok severdi. Pek güzeldi. 

Yorumlar

  1. Yakın zamanda kuşçulukla ilgili çekilen güzel bir belgesel var, "istanbul'un kuşçuları" diye. Ona da bir göz atmanızı tavsiye ederim.

    Belgeselin tamamı ve yönetmeni olan Naki Tez'in görüşlerini şuradan ( http://efe.me/2012/02/istanbulun-kusculari ) okuyabilirsiniz.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…