Ana içeriğe atla

Zagreb İçecek Rehberi: Gazlılar Ve Diğerleri

                    

Gazlı içecekler serimiz son sürat devam ediyor. Berlin Gazlı İçecek Rehberinden sonra mahallemizin gazozcusu Avam Kahvesi'nden bahsetmiştik. Şimdi de Zagreb'de küçük bir asit turu yapacağız. Kola bağımlısı İmerhan (Günde ortalama 10 litre kola içtiği için ölen kadın haberinden sonra biraz durgunlaşsa da) kolanın alternatifi asit bombası Uludağ'la oyalanadursun ben (Sırf blog yazarımız Ülke'nin memleketinin gazozu olduğu için mesafeli yaklaştığım) Niğde Gazozu'nda kararımı kılmış vaziyetteyim. Günde bir şişe Niğde Gazozu gerçekten de şu an için kolanın tek rakibi. Ama Zagreb'de işler biraz karışık. Coca Cola'nın en büyük rakibi yine bir kola markası. Slovenya'nın gururu meşhur Cockta.


Cockta 1953 yılında Yugoslavya'nın şirin ülkesi Slovenya'da kurulmuş. İçecek kısa zamanda hızla popüler olup ülkenin bir numaralı asitli içeceği oluvermiş. Cockta, Coca Cola ve türevleri gibi kafein içermiyor. Fakat en önemli özelliği bu değil. Kafanıza ilk diktiğiniz anda içindeki bilindik tadı hemen anlıyorsunuz. Geriden gelen portakal ve limon aromasını (Toplam 11 çeşit meyva ve bitki içerdiği söyleniyor) hissetseniz de baskın kuşburnu tadı kendini hemen belli ediyor. Kafanızda kuşburnu aromalı Coca Cola hemen yer etmiştir. Hiç fena fikir değil. En azından Vanilla Coke'dan çok daha parlak bir fikir. Kuşburnunu hep sıcak içmeye alışkın ben, asitli ve buz gibi bir Cockta içtiğimde şahane bir yaz içeceğiyle karşılaşacağımı aklımın ucundan bile geçirmezdim. Gavur ellerde böyle deneysel asidik içeceklerde genellikle büyük hayal kırıklığı yaşamaya alışkın olduğumdan birde bir yapmanın keyfini doyasıya çıkarıyorum.


Şimdi sıra 2010 Superior Taste Award (Üst fotoda görüldüğü üzere logosunda bunu gururla taşımakta) sahibi Sky Cola'da. En karakterli özelliği yoğun asidi. Tadı Coca Cola'ya yakın olsa da bariz farklılıklar mevcut. Galiba 2010 yılı ödülünü de Coca Cola'ya rakip olmaya kalkışıp ucuz taklidi olmaktan öteye gidemeyen Cola Turka ve şürekalarından farklı oluşuyla almış. Pepsi-Coke seçeneklerinden sıkılanlar için ilaç gibi gelecek bir ürün. İçmeden dönmeyiniz. Alkollülere geçmeden önce hemen belirtelim; Zagreb'in heryerinde (En lüks semtinde dahil) kahve keyfi yapmak çok ucuz. 3 tl'den ucuza birçok yerde enfes kapuçinolar içebilirsiniz.


Sıra geldi alkollülere. Biraya ayrı bir bölüm ayırarak likörlerle (Rakı mı desek) başlıyoruz yolculuğumuza. Medica adlı bal rakısı Zagreb barlarında çok popüler bir içecek. Çoğu yerde markalısına da rastlasak da ev yapımı medicilerden satanlar da bulunmakta. Balın dışında birçok baharatın karışımından oluşan (Ev yapımlarında tarçın çok baskındı) bu içecek 2-3 birada bir rahatlatıcı olarak tüketiliyor.


Zadar yöresinin gururu Marasca isimli yaban kirazlarından yapılan, İtalya'da da pek meşhur olan Maraschino likörünü tadıyoruz. Küçük bir barda vişne reçeli ve bu likörü karıştırarak bize servis ettiklerinde tadını çok şekerli bulmuştuk. Halbuki sek Maraschino likörü bile gereğinden fazla şekerliymiş. Onu vişne reçeli ile karıştırıp verme fikri pek de akıllıca değil. Aşırı yoğun şekerine karşın kiraz-vişne karışımı ekşi tadı ve alttan alta gelen badem kokusu Maraschino'yu tipik vişne likörlerinden bambaşka yere koyuyor. Şekerli içki düşmanları için şiddetle tavsiye edilmese de denenmesi gereken içkilerin başında geliyor bu likör. Gezinin diğer bir süprizi de Orahovaca. Yani yaş ceviz likörü. Tadından çok taptaze kokusu bizi anında çarpıyor. Sırf ismini unuttuğum için free shoplarda alamamış olmam ise gezinin en büyük şanssızlıklarından. Ülke'nin annesi bunu Küçükkuyu'da elle yapıyor. Ben, her yıl taze ceviz sezonunu kaçırdığımdan bir türlü yapamadım.


Sıra geldi erik rakısına; Sljivovica. Rakının yanına en sevdiğim mezedir erik. Uzaktan bakınca benim için mükemmel bir içecek olacak gibi duruyor. Yakın zamanda Bulgar arkadaşım bana çokça kere ev yapımından getirmişti. Ama Hırvatlar'ın erik rakısıyla göçmen rakısının hemen hemen hiç alakası yok. Tadı Maraschino gibi çok şekerli değil, içimi hiç rahat değil ve kokusu yoğun. Balkanlar'ın özüne çok uygun şekilde inanılmaz sert bir içki. Rakıdan daha sert aromasıyla içebilmek yürek istiyor. İlk içişte "götürün şu zıkkımı önümden" dedirtse de zamanla insan alışıyor. Free shopta tek bir hakkınız varsa kesinlikle bu olmalı. Aman dikkat! Çok ucuza kalitesiz versiyonlarına prim vermeyin. Bizim rakımız gibi kalitesizi pek bir lezzetsiz oluyor. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…