Ana içeriğe atla

Zagreb Tatlı Turu

Zagreb tatlı turu yazıma Gaziantep gezimin hemen akabinde başladığımdan olsa gerek üzerimde bir şevksizlik var. Antep'te yediğim baklavaların etkisinden hala kurtulamamışken (İnternetten baklava siparişi vermemiz an meselesi) klavyenin başında Zagreb'de yediğim tatlılara odaklanmak çok zor. 


Tüm Orta Avrupa şehirlerinde olduğu gibi Zagreb de pasta çeşitliliğiyle heyecan verici bir şehir. Şehirde yemek çeşitliliği çok fazla olmadığından kısa sürede öğünü tatlıyla geçiştirme yolunu seçebiliyorsunuz. Hırvalar "slasticarnica" denen bizdeki pastane benzeri mekanlarda Bulut Aras'ın Sultan filminde dediği gibi "Arasıra sosteye karışmayı" çok seviyorlar. Haftasonu bu dükkanlar hınca hınç doluyor. İlk durağımız çoğu Zagrebli'ye göre şehrin en iyi dondurmacısı Vincek. Her dondurma tadımımızda bizim Maraş dondurmasıyla sidik yarıştırma adetimi burada devam ettirmeyeceğim.



İlk dondurmamız vanilyalı. Tadı İstiklal'in tünel tarafındaki dondurmacılardan hallice. Ertesi gün orman meyveli ve portakallıyı deniyoruz. Galiba tıpkı Girandola gibi buranın da uzmanlık alanı meyveli dondurmaları. Kıvamı daha iyi olsa da tat bakımından bir Yaşar Usta değil.


Son gün Vincek'te vitrinden bakınca şahane gözüken tiramisuyu deniyoruz. Kekin üstüne krem şanti dökerek yapılmış hissi uyandıran bu felaket tatlıyı kati suretle önermiyorum. Zagreb tatlı maceramın en kötü deneyimi kesinlikle bu kişiliksiz tiramisuydu.


Tatlı turumuza devam ediyoruz. Sıra da pastalarıyla ünlü Millenneum var. Görünümü lüks olsa da İstanbul'un neredeyse yarı fiyatı. Ayrıca burada çalışan Makedon garsonun Türkçe bilmesi sayesinde dışarıdan şahane görünen fakat tadı beş para etmez onlarca tatlıyı denemeden eleme fırsatı elde edebildik. İlk denememiz şehrin 10 km uzağında bulunan şirin kasaba Samobar'ın meşhur tatlısı "kremsnita" ile oluyor. Kremsnita altı ve üstü milföy hamuru içi ise yumuşacık pudingden olan, pudra şekeri ile tatlandırılan bir tatlı. Savoy'da satıla milföy tatlısını andırsa da daha yumuşak ve lezzetli. Benim gibi hafif tatlı severler için yanına söylenen güzel bir kahveyle götürmek büyük zevk. Denemesem de strudel (Aslen Avusturya tatlısı) isimli elmalı pastaları da pek lezzetli ve gevrek gözüktü gözüme.

Kremsnita
Devam ediyoruz. Sırada ise vişneli pasta var. En üstünde rendelenmiş çikolata ve badem, arasında kek ve krema. Ayrıca arkadan yoğun bir alkol tadı geliyor. Pastanın en güzel tarafı kuru olmaması. Islak ve hafif. Millenneum'un spesiyali buymuş. Adını malesef unuttum. Not aldığım kağıdı da kaybettim. S ile başladığından ise neredeyse eminim. Deneyiniz.


Gideceğimiz son gün ise Güneydoğu Avrupa'nın en eski çikolata markası Kras'ın mağazasına uğradık. Kras 1911'de kurulmuş. Yugoslavya zamanında devlet tekeline girse de varlığını sürdürmüş. 1992'de tekrar özelleşmiş ama Ex-Yugoslavya dönemindeki ürünlerini korumayı başarmış. En dikkat çekici olan ürünü ise Doğu Bloğunun Tobleron'u Kolumbo. Kalıp çikolataları ucuz ve lezzetli.  En sevdiğim ürünleri ise küçük gofretleri oldu. 



Yorumlar

  1. Visneli pasta Schwarzwälder Torte olabilir.

    YanıtlayınSil
  2. Schwarzwälder Kirschtorte Almanya'nin en sevilen pastasi. Yogun alkol tadi içindeki kiraz/visne rakisindan geliyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. internette bakmadık yer bırakmadım. Galiba google da arama yaparken hep yanlış kelimeleri kullanıyroum:)

      Sil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…