Ana içeriğe atla

Antakya Lezzet Turu 3

İşte geldik 10 bölümlük 3A serisinin sonuna. Mayıs sonunda başladığımız serüveni ancak şimdi noktalayabildik. Allahtan araya Euro 2012 maceraları veya Gurbet Kuşu'nun gurbet hikayeleri girdi de çok fazla baymadan seriyi sonlandırabildik. Önümüzde ise Ülke'nin upuzun bir kafkasya macerası var. Gurbet kuşu nam-ı diğer Kodalakis ise Midilli, Girit ve Berlin'den az yemeli fakat bol melodili yazılarla bloğumuzu "Vedat Milörcülük"ten bir nebze kurtaracaktır. Zuhurratbaba'dan bildiren yazarımız İmerhan ise İstanbul yazılarımıza hasret "sünni beyaztürk" okurlarımızı memnun edecek kentsoylu yazılarıyla yüreklere su serpecek. Antakya'ya dönüyoruz.


Gezimizin son günü. Yazının ilerisinde bahsedeceğimiz Vitamin Bar'ın tavsiyesiyle peynir, nar ekşisi ve zeytinyağı ihtiyacımızı şehir merkezinde bulunan Turunç Gıda'da giderdik. Burası bilimum yöresel peyniri, kaliteli tatlı-ekşi nar ekşisi, zeytini ve zeytinyağıyla önerilebileceğimiz güzel bir dükkan. Hele hele hilenin bol olduğu nar ekşisi gibi ürünleri alacaksanız kesinlikle buraya uğrayın derim.

Samandağ biberi
Ayrıca eve gelir gelmez denediğimiz yoğun aromalı nar ekşisini de almadan dönmeyin. Bahar sonu yaz başı olduğundan yörenin enfes sebzesi Samandağ biberi yeni yeni çıkmıştı. Dış görünüşü çok kart gözüksede kütür kütür ve yoğun acılı zıkkım, yemeklerin yanında (Tuza banıp) biber yemeyi seven benim gibileri için bulunmaz Hint kumaşı. Turunç Gıda sahibi sağolsun kargoyu vereceği gün pazardan iki kilo Samandağ biberi alıp koliye ekledi.


Ev alışverişine devam ediyoruz. Otelde içtiğimiz kahveden çok etkilendik. Kahvenin nereden alındığını sorduğumuzda ise şehrin kahve ustası Şekerci Naimi gösterdiler. Usta kahvesini kendi kavurup çekiyor. Çifte kavrulmuşundan bir miktar alıp eve varır varmaz denedik. Tavssiye ederiz. Mehmet Efendi'den bir hayli sıkılan benim gibiler için gevrek tadı ile Şekerci Naim denenmeli.




Alışverişe devam. Uzun Çarşı'da kadayıfçıların eski metodlarla kadayıf yapışını izleyip yolumuzu çarşının derinlerine doğru çeviriyoruz. Niyetimiz her gittiğimiz yerde bayılarak yediğimiz kekik salatasının baş malzemesi taze kekiği bulmak. Çok yorulmadan çarşının içinde seyyar bir satıcı ile karşılaşıyoruz. Amanos Dağları'ndan toplanan dağ kekiğinden (Lübnan'da olduğu gibi burada da zahter diyorlar) bir kilo kaptık. Aman dikkat bizim gibi poşete koyup ağzını bağlamayın. Anında hararet yapıp kararıyorlar.


En basitinden kadayıf yapımı


Uzun alışveriş macerasından sonra ise sıra geldi biraz serinlemeye. Vitamin Bar şehrin popüler dükkanlarından. Dubai ve diğer Arap ülkelerinden ithal ettiği tropikal mevyalarla harikalar yaratan ustadan şahane kokteyller içtik. Dükkan sahibi kokteyl meselesine o kadar odaklanmış ki Dubai'den Suriye'ye tüm Ortadoğu'yu gezip meyva suyu dükkanlarında içecekler denemiş. Suriye'nin meşhur vitamin barlarını ise çok pis bulmuş. İstanbul'dakilerden ise bahsetmek bile istemiyor. "Kimse taze mango getirmiyor" diyor. "Avokadolar en adisinden. Elimi bile sürmem" diye devam ediyor. Avokado, bal, süt ve Antep fıstığından oluşan atom isimli kokteyline bayılsak da favorimiz mango, çilek ve bilimum meyvadan oluşan karışık oldu.




Ve geldik günün doruk noktasına. Uzun Çarşı'da uzun bir dolanmadan sonra nihayet karnımızı acıktırabildik. Durağımız Antakya'nın kendine has yemeklerinden kağıt kebabı. Yemek aslında Kilis tavayı andırıyor.  Yapılışını daha önce bloğumuzda video olarak paylaşmıştık (Buradan izleyebilirsiniz). Pöç Kasabı ise kağıt kebabının en iyi adresi. Usta seçip beğendiğiniz bir parça eti satır ile çekiyor. İçine tuz ve baharat ekleyip kağıdın üzerine yayıyor. Sırf bu aşamayı izlemek bile tok karınları acıktırmaya yeter. Dilerseniz salçadan yapılmış sos ekletebiliyorsunuz (Bu versiyona ise tepsi kebabı diyorlar). Ben sadece et tadı alabilmek için acılı salça sosunu ekletmedim. Ama biraz ıslaklık seviyorsanız tavsiye edilebilir. Hele hele yan masadakinin tepsi kebabını (Gözüm hep yan masadadır) görünce pişmanlık bile duydum. Devam ediyoruz. Malzeme kağıda yayıldı. Üzerine domates biber eklendi. Şimdi doğru karşı taraftaki fırına. İşte esnaf arası şahane dayanışma! Et kasaptan, pişirmesi ve yanında gelen pide fırından. Çay istiyorsanız hemen yandaki çaycı yetişiyor imdada. Kadayıfçı ise bir adım ötede. Uzun Çarşı esnaf imecesinin son kalelerinden. Sırf bu saat gibi işleyen ritüeli izlemek için bile denenebilir. Kağıt kebabı ve ayran 10 tl. Yemeği fırından gelen sıcacık pideyi banarak yemek ayrı bir zevk. Dilerseniz içini burada hazırlatıp karşıdan lahmacun da söyletebilirsiniz. El yapımı sucuğunu ise denemeye fırsat bulamadık. Dükkan sahibi Haydar Usta ise pek sevimli. Yan taraftan aldığımız taze kekiği nasıl saklayacağımızı sorduğumuzda hemen hanımını arayıp telefonu bize uzattı. Eşi güzelce püf noktalarından bahsetti.






Pöç Kasabı'nın ağırlığını hazmedebilmek için şehri baştan başa dolaştık. Akşamı en hafifinden rakı keyfiyle geçiştirip günü sonlandırmak niyetimiz. Çoğu kişiye göre şehrin en iyi humusu Leban'daymış. Leban şahane teras manzarasıyla şehrin merkezinde bulunan mütevazi bir restoran. Kebaplar 8 tl. Rakının yanına içli köfte, kekik salatası, babagannuş ve tabi ki humus söylüyoruz. Babagannuş vasat. Kekik salatası her zamanki gibi utandırmıyor. İçli köfte ise hafif ve lezzetli. Antep'in yağlı köftelerine nazaran fırında piştiğinden olsa gerek gayet haifif. Ama gecenin yıldızı kesinlikle humus. Buraya sadece humus yiyip yanında rakı içmeye bile gelinebilir. Bir porsiyon asla yetmiyor. Normalde humustan çok da hazzetmem. İstanbul'daki kuru humuslar sanki bir avuç leblebi yemişim gibi ağzımı kurutur, mideme otururdu. Buranın humusu ise nemli ve taptaze. Üstelik porsiyonları göz doyurucu. 






Sürekli bahsettiğimiz yaz rehavetinin etkisiyle Antakya yazımızı 3 ayda tamamlayabildik. Kimi ürünlerin fiyatlarını tamamen unuttuğumdan hiç bahsedemedim. Öğünler arası atıştırdığım bir takım yemekleri nerede yediğimi hatırlayamadığımdan konusunu bile açmadım. 

Yorumlar

  1. Affan Kahvesi'nden cici-bici haytalı yemeden dönmek olmamış :) Ayrıca Harbiye'de yemediğiniz 10 civarında meze çeşidi daha mevcut aslında daha çok var ama spesiyaller bunlar: Babağannuş(abuğannuç) , Humus, Kekik, Zengin, Ezme,Tarator, Cevizli Biber, Patlıcan Yoğurlama, Zeytin Salata, Biber yoğurtlama, Hatay usulü Ali Nazik Kebabı, hatta ve hatta Çiğ Köfte. (evet iddalıyım)Ayrıca gene Harbiye'de dürüm şeklinde yapılan kebabı (kıyma,kuşbaşı farketmez)da yemenizi önerirdim. Yanında bir meze, sağlam bir salata, iki çeşit turşu ve yeşillikle tarih itibariyle 6 tl :))Demek istediğim şuki malzeme konusunda sıkıntı çekmeyeceğiniz ve en güvenli yer Harbiye beldesidir. Harbiyeli değilim Antakyalıyım ama doğruya doğru yemek dedin mi Harbiyedir. Ayrıca şelalenin yukarısındaki kasap-fırın-bakkal üçgeninde yiyeceğiniz bir Kağıt Kebabında pöç kasabındakinde daha çok zevk alacağınızı söyleyebilirim. Pöç kötü yapmıyor ama Harbiyede malzemenin doğallığından ve dana etinden yapıldığı için daha lezzetli olduğunu düşünüyorum. Bir dahaki sefere Harbiye'deki herhangi bir restorana girip 10 çeşit meze ile birlikte çiğköfte söyleyin pişman olmayacaksınız. Zaten sıcaklar yani; tavuk ve kebap çeşitleri (kıyma,kuşbaşı,kazbaşı) Restoranlarda servis usulü yapılıyor onlarda harikadır. Fakat yukarda da belirttiğim gibi kebapçı dükkanlarında yapıan dürüm şeklindekini de yemek gerekiyor. Bu arada unutmadan Leban'da Ezme Bakla'de yiyebilirsiniz. Uzun çarşıdan alacağınız malzemelerde aslında esnafa baktığınızda malın kalitesini anlamanız gerek. Çok fazla hile yapan yoktur ama siz direk onları seçmişsiniz sanırım. :) Saygılar...

    YanıtlayınSil
  2. Hatay yöresel ürünlerini 2009 yılından beri internette satışını yapan; özellikle Samandağ biberinin (Antakya biberinin) tanıtımını ve Türkiye geneli satışını yapan www.hataystore.com da Hatay' ın en özel birinci kalite seçme ürünlerini bulabilirsiniz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sadece Hatay yöresine has olan çok özel ürünler arasında çakşır, nar ekşisi, samandağ biberi, kömbe, yevelye biberi ve defne sabununu http://www.hataystore.com/ da bulabilirsiniz.

      Sil
    2. biberin kilosunu 10 küsüre satıyorlar. hem de görmeden alıyoruz..tavsiye eder misin?

      Sil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…