Ana içeriğe atla

Midilli Lezzet Turu 1


"Midilli'den Ayvalık'a dönünce yere tükürdüm!" demişti Ülke, İlber Ortaylı kadar bilgiç fakat Cüppeli Ahmet Hoca kadar da seviyesiz bir üslupla. Zaten ikisinin karışımından da Ahmet Çakar benzeri bir yaratık çıkıyor. Belki bu yüzden Ülke'nin en sevdiği spor yorumcusudur. Metin'in Midilli yazısı ve Ülke'nin yere tükürmeli Türk düşmanı söylemi sayesinde Midilli'ye gitme vaktinin geldiğini, hatta 31 yaşına gelmiş bir insan olarak Yunanistan'a hiç adım atmamış olmanın utancıyla vakitin çoktan geçtiğine karar verdim. Metin'e kısa bir e-postayla "Nereye gideyim ne yiyeyim?" sorusu sorduktan sonra karşılığında, "Gez işte! Molivos var. Bir de Mitillini var" cevabını almam biraz moralimi bozdu tabi. Bunu Metin'in bol domuz eti yemekten aklının başında olmadığına verip fazla üstelemedim. Kaz Dağları'nın Harvey Keitel'i Ülke'den ise daha çok çıplaklar kampı anısı dinlediğimden (İşte bu tam da bu yüzden Harvey Keitel) kendi göbeğimi kendim kesmeye karar verdim. Sabahın köründe Ayvalık'a vardığımda karnım gereğinden fazla acıkmıştı. Feribotta yediğim kalitesiz ama yemesi zevkli tostun dışında mideme hiçbir şey girmemişti. Vakit kaybetmeden soluğu Güler Pastanesi'nde aldım. Daha lorlu böreği fırından yeni çıkmıştı. Yağı bana göre bir hayli fazla olsa da sabah sabah limonatayla pek iyi gidiyor. Yolculuk için Ayvalık tostundan daha isabetli bir tercih. Şehrin dört bir yanında dolanan tavuk ve ördek yavrularının arasında Midilli feribotuna doğru yöneliyorum.

Tavuklar paçalı. Öndeki yavruya dikkat!
Feribot cins cins insanlarla dolu. Zülfü Livaneli ayarında Ege'nin iki yakası bilmem ne... sevdasında olan sosyal demokratlarla, Midilli'ye yaklaştıkça "Bazı şeyler masa başında kaybediliyor!" lafıyla işi Lozan'a götüren yine başka bir sosyal demokrat grubun arasında sıkışıp kalıyorum. Allahtan sırf ucuza içki almak için her haftasonu Midilli'ye gelen Fransız asıllı alkolik Türk'e denk geliyorum da zihnim biraz açılıyor. Dönüş yolunda da denk geldiğim amca bana "Johhnie Walker'ın çift paketlisini 35 euroya satıyorlar, ortak girelim mi?" teklifini yapınca "Hayır ben almayacağım" diyemediğim için telefonla konuşuyor numarası yapmam da benim şerefsizliğim olsa gerek. Sosyal demokratlardan blogca tiksiniriz. Trabzonspor ile birlikte baş düşmanımızdır. Fakat nedendir bilinmez karşı kıyıdaki (Zülfü Livaneli duygusallığı bana da bulaşıyor feribotta) devrik lider Yorgo sempati duyduğum tek sosyal demokrattır. Üzerindeki uğursuzluğun eksik olmamasından olsa gerek (Bu uğursuzluğu yakın arkadaşı İsmail Cem'e de bulaştırmıştı) hep acıyarak izlerim bu herifi. Konu nereden nereye geldi. Benim yazılarımın en büyük problemi bu zaten. Giriş-gelişme-sonuç yerine giriş ve bir hayli uzun bir gelişme bölümünden oluşuyor olması.


Şehre varıyoruz. Tüm kafelerde, barlarda televizyonlar açık. Yediden yetmişe olimpiyatlar izleniyor. Yunan tvsi 3 kanalla olimpiyatları yayınlıyor. Bisiklet yarışı izleyen dedeleri görünce keyfim geliyor. Bir de müsabaka arası reklamlarda bizim 12 dev adam benzeri ırkçı milli takım reklamları çıkınca gülmem katlanıyor.  Olimpiyatları bulmuş olmanın verdiği gurur televizyondan taşıyor. Yunanca bilmememe rağmen herşeyi anlıyorum.


Bu arada müsabakalarda Almanlar niye çok yok!? Yer gök Çin! Canım sıkılıyor tabi! Ama Alman hayranları canınızı sıkmayın size güzel bir istatistik. 20 yıl önce batan Doğu Almanya'nın madalya sayısı 409 iken Çin hala 385. Dikkatler dağılmadan konuya dönelim. Frappe. Oturup frappemizi içiyoruz. İlk başta genç içkisi diye prim vermeyecek gibi gözüksem de, dedelerin de frappe söylediğini görünce rahatlıyorum. Meğer puşt içkisi değilmiş frappe. Tadını sevdim. En azından serinletici. Ama yapılışını görünce felaket hayal kırıklığına uğradım. Neskafe (ŞOK!), süt ve şekeri blendırdan bozma frappe makinası adını verdikleri makinada çekiyorlar. Bu kadar. Bir de içine bolca buz.

İşte meşhur duvar resmi
Onca yol gittim. Hala lor böreğiyle duruyorum. Frappenin yanında gelen çörekler ise açlığımı ertelemedi bile. Metin ve Ülke'nin yere göğe sığdıramadığı O Ermis'teyim. Haftasonu olduğu için yer kalmaz diye korktuğumdan erkenden oturuyorum. Saat 8 bile değil. Ortalıkta kimsecikler yok. Meğer bu Yunanlar 10'dan sonra sofraya otururmuş. Bizde 10'dan sonra yemek yiyene it gözüyle bakılır. Neyse ben siparişimi verdim. Beni sarhoş etmeye yetecek bir 20'lik uzo geldi en başta. Devamında ise fırında feta peyniri, yağda kızartılmış peynirli kabak çiçeği dolması, ızgara ahtapot ve meyve.

Dışarıdan O Ermis

Strateji hatası. Butün yemekler (Meyve hariç) sıcak. On dakikada hepsi buz gibi oluyor. Üstelik tek başımayım. Araya bir caciki söyleyip durumu kurtarıyorum. Günün yıldızı kesinlikle fırında feta peyniri. İçinde kırmızı ve yeşil biber, domates, zeytin yağı ve feta peyniri var. Feta peyniri dediğim bizim beyaz peynirimizin kuzeni. Fırında tüm ürünler suyunu salıyor. Masadaki şahane köy ekmeğiyle banarak yiyorum. Dört dörtlük.

Fırında feta
Kabak çiçeğinin dışı una bulanmış içinde ise peynir havuç ve kabak var. İçi lezzetli hazırlanmış olsa da yağı çok çekmiş. Beğenmedim. Gecenin fiyaskosu ise ahtapot. Ülke ile Metin'in öve öve bitiremediği ızgara ahtapot hiç bana göre değil. Tadı güzel ama dokusu lastik gibi. Bıçakla bile zor kesiliyor. Bizim yerden yere vurduğumuz haşlama ahtapot salatası en azından yumuşacık. Ağızda dağılıyor. Belki haşlama, etin veya balığın lezzetini azaltıyor olsa da tadından feragat etmemek için Oldboy'daki herif gibi ahtapotu çiğ çiğ yiyecek değiliz. 

Tat kadar doku da önemli. Yan masaya oturan Türkleri uyarıyorum. Onlar şarap soslu ahtapot söylüyorlar. Durum yine aynı. Midilli'de ahtapot önce kurutulup daha sonra pişiriliyor. Bu kurutma süreci belki lezzetini arttırıyor ama yumuşaklığa hiç bir katkı sağlamıyor. Neyse ki uzoyla karpuz bile şahane gidiyor. İlk günü bitiriyoruz.

Kızartma kabak çiçeği

Yorumlar

  1. ahtapotun tadı güzelmiş işte, daha ne istiyorsun? dokuyu mokuyu bırak, yemene bak.

    YanıtlayınSil
  2. ahtapotu bugulama yapan bir yunan mekani var burada o aklima geldi simdi.canim cekti gecenin bu saatinde.Alacagin olsun Okan.

    YanıtlayınSil
  3. Galiçya usulü buğulama ahtapot yedirmeye ant içtim sana Okan.

    YanıtlayınSil
  4. kabak çiçeği dolmasının kızartma halini beğenmedim ben. özellikle agiassosta yediğim berbattı.yağ içinde geldi.

    YanıtlayınSil
  5. Trabzonspor'a dusmanliginizin sebebi nedir?

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…