Ana içeriğe atla

Azarcı Esnaf

Geçen ay Emir Kipleri bölümümüzde(buradan bakabilirsiniz) İstanbul'un meşhur azarcı esnaflarından bahsetmiştik. Karşısındaki kibarlaştıkça zılgıtın dozunu artıran, müşterinin tahsil seviyesiyle doğru orantıda kabalaşan bu tip esnafın kökeninin Osmanlılara dayandığını düşünürdük. Heyhat yanılmışız! Yakın zamanda bitirdiğim Bizans'ın Damak Tadı kitabında geçen aşağıdaki komik hikayede, azarcı esnaf geleneğinin çok daha eskilere  dayandığın şahit oldum. Yazar, metni 12. yüzyılda Konstantinapolis günlük yaşamından önemli bilgiler sunan Prodomik Şiirler kitabından alıntılamış. Buyurunuz efendim:




Bir keresinde bu yolu aç susuz adımlarken kızarmış et kokusu burun deliklerime saldırdı, iç organlarımı harekete geçirdi, açlığımı yeniden kamçıladı. Kokuyu izledim ve kendimi kasap dükkanında buldum. Büyük bir şişte etle karşılaştım. Dükkancı kadının gönlünü okşayacak biçimde konuşmaya başladım:

"Efendim, hanımefendi, usta kasabın saygıdeğer karısı, bana sakatattan bir küçük parça, bir parçacık inek memesi, şişe geçirilmiş etten de koca bir dilim ver, şöyle kart tarafından, kemiğe yakın tarafından, yağsız tarafından..."

Güzel kadını gördüm, lezzetli eti gördüm; çabamın boşa çıkacağını, şeytanlıklarımın meyve vermeyeceğini bilmiyordum; onun haince niyetleri olduğunu bilmiyordum. Beni elimden tuttu, bana tabure getirdi, benim için sofra kurdu ve dedi ki,

"Otur efendi*, otur hukuk yalayıp yutmuş adam, otur koca feylesof..."

Benim için sofrayı kurdu, bana peşkiri verdi, dilimlenmiş etle dolu tabak koydu önüme. İlk lokmayı mideme indirdim, sonra ikincisini, sonra üçüncüsünü ve tam dördüncüyü kesmek üzere başımı eğiyordum ki, ansızın kafama bir parça bumbar fırlattı ve dedi ki:

"Ye bunu, mürekkep yalamış efendi, feylesoflar feylesofu, sakatat ve bağırsak savağı bekçisi! Bizim sıradan etimizi yiyeceğine, ne diye kendi mürekkebini içmiyorsun?"

*Yunanca autthentes, okumuş ya da meslek sahibi birine saygıyla hitap etme biçimidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Balıkesir Lezzet Turu 2: Ayvalık

Lezzet turumuzun ikici etabında Ayvalık var. Ayvalık'a varınca sorulacak ilk soru: Ayvalık tostu nerede yenir? Cevap ise basittir. Tansaş'ın yanında dizili olan tostçuların hepsi. Fakat arasında biri var ki ekmeği, malzemesi ve yapılış şekli hepsinden üstün, Mesut Büfe. Bir adet karışık Ayvalık tostu ve Tanık marka ayranıyla lezzet turunuza başlayabilirsiniz.


Eğer perşembe günü Ayvalık'a uğrarsanız pazarına denk gelebilirsiniz. Körfezin en renkli pazarı burada kurulur. Pazar için taa Midilli'den her hafta yüzlerce Yunanistan vatandaşı adaya akar.



Pazarda meşhur pembe domates, arapsaçı, radika gibi ege otları, dolma yapmak için kabak çiçeği ve en doğalından sepet peynirlerini alabilirsiniz. Eğer sabah geldiyseniz kabak çiçeklerini ağzı kapanmadan alıp, Güler Tatlıhanesi'nden lor böreğini yiyerek keyfinize keyif katabilirsiniz.



Benim gibi pazara geç uğrarsanız lorlu börek çoktan bitmiş olur. Sakın üzülmeyin, tatlıhanenin diğer spesiyelleri ise damla sakızı dondurmas…

İstanbul Hamam Rehberi 5: Beyoğlu Hamamları

Hamam turumuza Beyoğlu hamamlarıyla devam ediyoruz. İlk hamamımız Galatasaray Hamamı'nın 100 metre ilerisinde bulunan Çukurcuma semtindeki Ağa Hamamı.  Burası Beyoğlu'nun en çok tutulan hamamlarından. Hamam, sizi giriş kısmında güzel fıskiyeli bir havuzla karşılıyor.



Ama hamamın en büyük özelliği bu değildi. Zamanında burası İstanbul'un 24 saat açık bulunan yegane hamamıydı. Eskiden beri eğlence mekanı olan Beyoğlu'nda gecelemek isteyenler, evine gidemeyenler veya gitmek istemeyen çapkınlar (ünlüler de dahil) ve hatta sarhoşlar bu hamama gelip uyurlarmış. Fakat artık maalesef bu gelenek devam etmiyor. Ayrıca son dönemlerde çok popüler olan "hamamda kına gecesi" eğlencesinin de Galatasaray Hamamı'yla birlikte en çok tercih edilen hamamıdır. 2014 güncel fiyatlar: Giriş 40 tl, Kese ve masaj 5'er tl'dir. Yağ masajı ise 35 tl.


Yıllar sonra gelen edit: Bu hamamın şu sıralar unisex hamam olarak da hizmet veriyor. Ama sadece yabancılara. Yönetici Hüseyin …

İstanbul Hamam Rehberi 3: Unisex Hamamlar

Yeni jenerasyonun hamamdan kopmasının en büyük etkeni de hamamdaki cinsiyet ayrımı (ikincisi ise turistikleşen hamamların fiyatlarının uçuk boyutlara ulaşması olsa gerek). Grup halinde hamama gitseniz bile ikiye bölünmek zorunda kalıyorsunuz. Tabi otellerde gıcır gıcır hamamlarda böyle bir ayrım yok. Fakat buraların hem fiyatları uçuk hem de tarihi dokuyu otelin içinde canlandırma çabaları, hamam severleri pek de tatmin etmiyor. İstanbul'da orijinal olarak inşa edilmiş üç adet unisex hamam var.

Birincisi Süleymaniye Cami'sinin hemen yanında bulunan şatafatlı Mimar Sinan yapısı (1557'de yapılmış) olan "Süleymaniye Hamamı". Ama bu unisex hamamın bir kriteri var. Türkler tek başlarına hamama giremiyor (internet sitesi bile Almanca, İngiliz ve İspanyolca, Türkçe yok). Bu yüzden turist arkadaşlarınızla beraber hamama girebiliyorsunuz. Bu saçmasapan kuralı suistimal edenleri (yabancılara benzeyen sarı saçlı arkadaşınızı alıp hamama girmek) engellemek için yabancılard…